[javascript protected email address]
Avrupa parçalanma yolunda hızla ilerliyor!
05 Kasım 2011 Cumartesi, 13:09:29
Dünya ‘bir araya geldi’... Peki neler oldu? Türkiye amaçlarına ulaşabildi mi?
G-20 Zirvesi’ne katılanların aklında hep aynı sorgulama kaldı: Bu zirvenin “lideri” kim? Çok açık ve objektif olarak söyleyebilirim; zirveye iki ülke-bir lider damgasını vurdu! Daha açık yazayım; Obama “Amerika algılaması” üstünde kişisel zayıflığına rağmen öne çıkarken, Erdoğan kişisel özellikleri ve konuşmalarıyla “Fransa’da öne çıkan lider” oldu! Sevgili dostlar, bütün seyahatimiz boyunca hep aynı görüntüyü düşündüm: Kemal Derviş ve Ecevit birlikte merdivenlerden iniyorlar, Başbakan sıkıntılı bir halde “ülkenin anahtarını” küresel sermayenin gönderdiği adama teslim ediyor... 2001-2002 döneminde “teslim alınan” Türkiye gerçeğinden, 2011 Cannes Zirvesi’nde “akıl veren” Türkiye dinamiğine...
Sonuç: Birazdan Türkiye’ye dönmek için yola çıkacağız. Avrupa’nın kendi içindeki sorunları ve “parçalanma sürecini” bir kenara bırakırsak, Türkiye adına çok başarılı ve “diğerlerinden ayrıştığını” her alanda tescillediği bir zirve oldu...
Son söz: Ülkeler var, liderleri “önde”, ülkenin gerçekleri arkadan geliyor... Ülkeler var, kendileri büyük, liderleri arkadan geliyor... Türkiye “çok güçlü lideri” olan ve bunu dünya genelinde kabul ettirmiş bir ülke. Şimdi sıra ülkenin başta ekonomik olmak üzere bütün gerçeklerini “dünya standartları” üstüne çekmeye çalışmak ve aradaki makasın açılmasına engel olmak. Türkiye’nin liderinin imajını destekleme yolunda çok güçlü bir ekonomiye, yerli çeşitlenmiş üretime, içeriden tamamen karşılanan bir savunma endüstrisine çok acil ihtiyacı var. Bu yolda hep birlikte çok ama çok çalışmalıyız...
Not: Türkiye 2015’te G-20’nin dönem başkanı olacak. 2015’e kadar Türkiye G-20’de kaç basamak yukarı gidecek, hep birlikte göreceğiz. Avrupa bu hızda giderse “AB ülkelerini geride bırakmamız” inanın çok zor değil!
Avrupa parçalanma yolunda hızla ilerliyor!
G-20’de her şey konuşuldu! Avrupa’nın geleceği sadece “konuşulur” gibi yapıldı! Yunanlılar oyunu güzel oynuyor. “Öyle yapalım, böyle yapalım” diyorlar ve “ödemeden üstüne yatma” yolunda ilerliyorlar... Yatsınlar da! Sevgili dostlar, çok açık yazacağım; gönlüm Yunan halkından yana. Yanlış anlamayın Yunanlılara en küçük bir sempatim yok, yok ama “emperyalist düzen” tarafından soyulan her halk gibi onların da “karşı durmalarını”, daha fazla “sömürülmemelerini” diliyorum... Diyeceksiniz ki; borç aldılar, ödeyecekler! Size şöyle bir örnek vereyim: Türkiye 19802011 arasında 1.5 trilyon dolar ödedi, hâlâ “borcu var”. Daha net yazayım: Kemal Derviş uçaktan ilk indiğinde ne demişti? Aynen şu cümleyi: “Sizin için esas olan sürdürülebilir borç dinamiği içinde kalmaktır.” Adam diyor ki; sen soygun düzeni içinde kalacaksın ve bizden borçlanmaya devam edeceksin, ödeyeceksin, ödeyeceksin ve asla bitiremeyeceksin...
Sonuç: Avrupa Birliği projesi olmayacağı biline biline, Hitler’in tanklarla ele geçiremediklerinin, Almanya-Fransa-İtalyaİngiltere arasında “Almanya liderliğinde” paylaşılmasıdır. Amaca ulaşıldı; başta Doğu Bloku şirketleri dahil her yer ele geçirildi... Şimdi bu “iç boşaltmanın” göçükler bırakması ve bazı noktalardan patlaması gayet doğal. Bu soygunu yapanlar şimdi ellerini ceplerine atmamak için direniyorlar. Çok vermeyeceksiniz; soyduğunuzun bir kısmını ortaya koyun yeter! Son söz: Avrupa’nın “posası çıkartıldı” şimdi kalanlar çöpe atılacak. Atılacak ama bu süreç çok sancılı olacak! Türkiye “bu çöküşün ve yaşanacakların” tamamen dışında ve önümüzdeki süreçte de dışında kalarak “yeni senaryoları” ve “yeni düzeni” sorgulamaya devam edecek!